CHP’li Suzan Şahin: ölen ölür kalan sağlar vergi mükellefi..!

Yayım tarihi:  /   Son güncellenme  /   Yorum yapılmamış

Paylaş

CHP Hatay Milletvekili Av.Suzan Şahin, hükümetin açıklamalarının şeffaf olmadığından, hastane kapasitelerinin yetersizliğinden ve ekonomiyi bozmamak adına gizlice İngiltere’deki gibi ‘sürü bağışıklığı’ metodunu uyguladığından, bunu da halkın duygusal davranıp protesto edeceğinden endişe ettiğinden dolayı açıklamadığının kamuoyunda endişe yarattığını söyleyerek konuyla ilgili basın açıklaması yaptı.
 
Şahin’in, Bilim Kurulu kararlarının siyasi ve ekonomik süzgeçten geçirilerek salgın tedbirlerin alındığını eleştirdiği ve ‘Ölen ölür kalan sağlar zaten vergi mükellefi’ mantığıyla hareket edildiğini söylediği yazılı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi;
“Çin’in Hubei Eyaleti’ne bağlı Wuhan şehrinde çıkan ve birçok ülkeye yayılan Covid-19 salgınında bugüne kadar 240 bini aşkın vaka görülmüş, 10 bine yakın insan hayatını kaybetmiştir.

 

Yüksek bulaşıcılığı ve aşısının ya da özel ilacının henüz geliştirilememiş olması nedeniyle hastalık, insan sağlığına yönelik önemli bir tehdit olarak kabul edilmekte ve Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Corona Virüsü Bilim Kurulu’nun önerileri doğrultusunda çeşitli tedbirler alınmaktadır.

 

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; dünya Covid-19 hastalığından etkilenen insanların sayısı birkaç yüz binlere ulaştı. Virüsten kaynaklı ölümlerin sayısı ise 10 bini aşmış durumda. Ülkemizdeki vaka sayısı dün itibariyle 670 oldu ve 9 vatandaşımızı kaybettik.

 

Bu süreçte eksiklikler kamuoyunun gündeminde olup vatandaşlarımız endişe içinde soru işaretlerinin giderilmesini istemektedir. Türkiye olarak İtalya’ya benzememek için gerekli tedbirleri ciddiyetle erkenden almak ve uygulamak zorundayız. Paniğe kapılmadan, akıllıca ve sorumlu hareket etmek zorundayız.

 

Virüsün tüm dünyayı etkisi altına alacağının anlaşılması üzerine birçok ülke erkenden önlemlerini almış ve vatandaşlarını bilgilendirmiştir. Sınır kapılarının kapatılması ve virüsün merkezi konumundaki ülkelerden gelecek kişilerin virüsü yayma riskine karşı ilk önlemler alındı. Bunu yapmayarak sınırları kapatmayan ülkeler ise geç kaldı ve salgının ülkelerine gelmesini engelleyemedi. Maalesef Türkiye de CoronaVirüsü konusunda riskli ülkelerden biri olarak her geçen gün katlanarak artan vaka ve ölüm oranlarıyla kötü günler geçiriyor. Bugün gelinen noktada katlanarak artan vaka sayısı, ölümler, peyderpey açıklanan tedbirler ve sağlık sektöründeki eksiklerden kaynaklı milletimiz endişe içindedir. Bunun için de hükümet şeffaf davranmak, halkımızı doğru bilgilerle bilgilendirmek zorundadır.

 

 

GİZLİCE ‘SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞI’ SİSTEMİ Mİ UYGULANIYOR?!

Salgınlarla baş etmede yüzyıllardır kullanılan bazı kavramlar vardır. Bunlardan biri de ‘sürü bağışıklığı’ kavramıdır. Bundatemel amaç insanların virüsle karşılaşarak bu hastalığı geçirmeleri ve sonunda da bağışık olarak yaşamlarına devam etmeleridir. Böylece toplumun kendi kendine bağışıklık kazanacağı düşünülmektedir.

Bu kavram genelde işe yarayan ancak riskli bir uygulamadır; her şeyden önce birçok insanın yaşamını kaybedeceğini göze almak gerekir. İngiltere bu uygulamayı hayata geçireceğini açıklayan ülkelerden olup birkaç hafta sonra geri adım atmak durumunda kalmıştır. Şu anda yeni vakalar ile taburcu olan hastalar arasında yaklaşık 5 katı fark vardır. Bu uygulama ile işlerin çığırından çıkabileceği, milyonlarca kişinin ölümüne yol açılabileceği uzmanlarca söylenmektedir.

 

Şu anda Türkiye’nin gidişatı, dillendirilmemiş bir sürü bağışıklığı sistemi olarak gözlemlenmektedir! Karantinanın, sokağa çıkma yasağının olmayacağı, herkesin kendi kendine OHAL uygulaması gerektiği açıklamaları buna işaret etmektedir.

 

Çok riskli bir yöntem olan ‘sürü bağışıklığı’ sisteminin avantajları arasında sokağa çıkma yasağı koymayarak ekonomiyi bozmamak, insanların bağışıklık kazanmaları ve ilaca ya da aşıya ihtiyaç olmaması gösterilmekte, ekonomiyi bozmamak adına uygulanmaktadır.

 

Hükümetin, hastane kapasitelerinin yetersizliğinden dolayı gizlice İngiltere’deki gibi sosyal bağışıklık metodunu uyguladığından, bunu da halkımızın duygusal davranıp protesto edeceğinden endişe ettiğinden dolayı açıklamadığını düşünmek istemiyoruz!

Ancak;

 

Eğer herkese test uygulanmıyorsa, vakaların yerleri açıklanmıyor ve o bölgelerdeki insanlara karantina uygulanmıyorsa, tüm şehir içi ve dışı seyahatler durdurulmuyorsa, iş yerlerinin faaliyetleri devlet eliyle durdurulmuyorsa, sosyal mesafe kurallarında esnek davranılıyor ve sokağa çıkıp çıkmamak vatandaşların inisiyatifine bırakıyorsa  bu tipik ‘sürü bağışıklığı’ sistemi uygulamasıdır!

 

 

ÖLEN ÖLÜR KALAN SAĞLAR VERGİ MÜKELLEFİ..!


AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan 18 Mart 2020 Çarşamba günü açıkladığı tedbirlerde sağlık konusunda tek kelime etmeden sadece ekonomik tedbir ve iyileştirmelerden bahsetmiştir.

 

Evet, bu tarz olağanüstü durumlarda olağanüstü kısıtlamalar geldiğinde ekonomik sistem sekteye uğrayacak ve halkı rahatlatmak için bazı tedbirler alınacaktır. Ancak konunun temelinde tamamen sağlıkla ilgili bir sorun olup, virüsün yayılmasının önüne geçilmesi, vaka sayısının azaltılması ve tedavi sürecinin iyileştirilmesi olmalıdır. Ki buna bağlı olarak da vatandaş rutin hayatına dönebilsin ve ekonomik anlamda ülke düzlüğe çıkabilsin.

Alttan alta sürü bağışıklığı yöntemlerini uygulayıp, salgına önlem olarak tek kelime etmeden ekonomi konusunda basının karşısına geçerek halka ‘sakin olun ekonomi bozulmayacak, taşın altına elimizi hep beraber koyacağız’ demek, ‘ölen ölsün kalan sağlar zaten vergi mükellefi, enkazdan çıkınca yeni zam ve vergilerle milletin belini büküleceğiz, yeter ki benim yandaş müteahhidime bir şey olmasın.’ demektir! Savaş, salgın, doğal afet gibi olağanüstü durumlar için devletlerin hazinede saklı tuttuğu ihtiyat akçesini aylar önce yandaşlara dağıtarak sıfırlayan hükümet çareyi milletimizde aramamalıdır!

 

 

AİLE SİGORTASI HAYATA GEÇİRİLSİN

 

Sosyal destek konularında CHP olarak yıllardır savunduğumuz Aile Sigortası artık hayata geçirilmelidir.Aile Sigortası toplumun cebinden, işi olmayan, çalışmayan vatandaşın cebinden tek kuruş çıkmadan bütün vatandaşlarımızın, bütün yoksul, dar gelirli ailelerimizin devletin koruyucu şemsiyesi altına alınması ve onların yaşamlarını idame ettirecek düzeyde bir gelirin kendisine verilmesini sağlayan bir sistemdir. Salgın nedeniyle oluşan bu kriz ortamında devlet gereğini yapmalı mecliste bekleyen kanun teklifimizi derhal yürürlüğe alarak halkımızın sorunlarına çözüm olmalıdır.

BİLİM KURULUNUN KARARLARI EKONOMİK VE SİYASİ SÜZGEÇTEN GEÇİYOR!

Gönül isterdi ki AKP Genel Başkanı ve Damat Bakan alınacak tedbirleri açıklarken garibana, yoksula, belki aylarca maaş alamayacak vatandaşasahip çıksaydı. Ancak tedbir paketlerinden çıka çıka sermayeye, zengine teşvik çıktı. Tedbir paketinde emekçi yok, esnaf yok, işçi yok, çiftçi yok, kamu çalışanları yok, emekli yok, öğrenci yok! Vergiler, kredi ve kredi kartı borçları, kira, elektrik, su, doğalgaz faturaları yok!

Bir yandan uzmanlar ve bilim kurulu seyahatleri durdurun açıklamaları yaparken diğer yandanuçak biletlerinde KDV’yi %18’den %1’e indiriyorlar.Ancak haftalarca evde kalacak vatandaşın ihtiyacı olan temel ihtiyaçlarda KDV indirimi yok?

Evden çıkmayın, kendi kendinize OHAL uygulayın çağrısı yapan hükümet otel konaklamalarından alınan vergiyi Kasım ayına kadar iptal ediyor ancak hemen hemen her alanda uyguladığı ağır vergileri iptal etmiyor.

 

Sormak lazım; konut kredilerinde peşinatın %10’a çekilince corona virüse yakalanan vaka sayıları azalacak mı? Yoksa yandaş beton lobileri zarardan mı kurtarılacak?

 

Vatandaş kirasını, faturalarını nasıl ödeyeceğini düşünürken kredi oranlarının düşürüleceğini açıklamak ve halkı daha da borca sokmak sosyal devletin değil fırsatçı tefecilerin uygulayabileceği bir yöntemdir. Erdoğan bu süreci duayla atlatacağız, vatandaş dua etsin derken zenginlere can simidi olmaktadır.

Bilim kurulunun kararlarının ekonomik ve siyasi süzgeçten geçtiğini düşünmekteyiz. Salgın dünyanın ve Türkiye’nin akıl ve bilimle imtihanıdır. Bu millet gerekirse her türlü fedakarlığı yapıp el birliğiyle ekonomisini de yaralarını da onarır. Ancak üç beş yandaş ve zengin tabakaya ilaç olacak önlemlerin halkımıza hiçbir yararı olmayacak, aksine sonrasında gelecek ağır vergi ve zamlarla yük milletimizin omuzlarına yüklenecektir.

Fakir fukarayasadece kolonya dağıtıp zengin tabakaya teşvik veren bu zihniyete vatandaş artık dua mı eder, yoksa içine düştüğü bu durumdan dolayı beddua mı eder bilemiyoruz. İleride göreceğiz!

 

 

DİĞERÜLKE ÖRNEKLERİNE GÖRE ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER BELLİDİR

 

Konuşulacak, eleştirilecek çok şey var, ancak gün eleştirme değil birlik olma ve ortak akıl ile hareket ederek bu salgından en az zararla ülkemizi düzlüğe çıkarma günüdür.

 

Bu nedenle uzman görüşlerine çok önem vermek gerekiyor. Salgını kontrol altına alan ve vaka sayıları azalan, böylece hastane kapasitesini aşmayarak yoluna devam eden ülkelerdeki örnekler derhal Türkiye’ye de uygulanmalıdır.

 

  • Derhal toplu taşıma ve şehirler arası otobüs, tren ve uçak seferleri durdurulmalıdır.
  • Tespit edilen vakaların yerleri açıklanmalı ve bu bölgelerdeki insanlara geniş kapsamlı olarak test uygulanmalı izolasyon sağlanmalıdır.
  • Test sayısı dünyanın en düşük iki ülkesinden biriyiz. Kuru öksürük ve yüksek ateş belirtisi olmasına rağmen binlerce vatandaşımız hastanelerden geri döndü. Yurtdışı geçmişiniz yok denilerek test yapılmadı. Hala da test geniş kapsamlı olarak yapılmıyor. Yapılsa dahi 24 saatte alınan test sonuçları hastalara verilmiyor. Tanı kapasitesi ivedilikle artırılmalı, hastanelere başvuran her kişiye test uygulanmalıdır.
  • Test yapılan her vatandaşın test sonucu listelenmeli ve kamuoyunun bilgisine sunulmalıdır. Böylece test sonucu pozitif çıkan vakalarla temas etmiş kişilerin kendini bilmesi ve erken teşhis konusunda adım atması sağlanmalıdır.
  • Test kitleri Türkiye’deki bütün hastanelere gönderilmeli, erken tespit ve müdahale için her ilçede bir merkez hastane ve laboratuvar tesis edilmelidir. Eksik olan kadrolara uzman doktor, doktor, laborant ve sağlık personelinin atama ve görevlendirmeleri ivedilikle yapılmalıdır.
  • Sağlık personelimizin tüm ihtiyaçları öncelikle ve eksiksiz olarak karşılanmalıdır.
  • Tüm kamu ve özel sektör çalışanlarının hak kaybı yaşamadan ücretli izin hakkı verilmeli, işten çıkarmaların durdurulması gerekmektedir. Sağlık Bakanının ‘Bu süreçte herkes kendi OHAL’ini oluştursun’ açıklaması komiktir, devlet uzman görüşlerini katiyetle uygulamalı, inisiyatife bırakılan uygulamalardan kaçınıp kati tedbirler almalıdır. Kesin ve etkili karantina uygulanmalıdır.
  • Bankalar, noter gibi çalışma temposu düşmemiş olan ve insanların kalabalık oluşturacağı yerlerdeki tüm faaliyetler durdurulmalı ve online sisteme taşınmalıdır. Sağlık merkezleri, eczaneler ve market/bakkallar hariç tüm iş yerlerinin kapatılması, çalışanların evlerinde kalmaları sağlanmalıdır.
  • Esnafa vergi indirimi, ödeme kolaylığı, SGK desteği verilmelidir.Personel maaşlarını işveren, SGK primlerini devlet ödemelidir.
  • Ekonomik durumu iyi olmayan ailelere dezenfektan, sabun, temel gıda yardımı yapılmalı, kira desteği verilmelidir.
  • Hapishaneler, huzurevleri, kimsesiz çocuk yurtları ve mültecilerin barındığı yerler acilen taramadan geçirilmeli ve enfekte kişiler karantinaya alınarak izole edilmelidir.
  • Mahkemelerin inisiyatifine bırakılmaksızın duruşmaların ertelenmesi konusunda ortak bir düzenleme yapılması, süre öngören tebliği içeren elektronik tebligatların durdurulması da dahil olmak üzere, olağanüstü dönem sona erinceye kadar dava açma dahil adli ve idari yargıda tüm sürelerin durdurulmuş sayılması gerekmektedir.
  • Salgın dünyanın ve Türkiye’nin akıl ve bilimle imtihanıdır. “Kelle paça çorbası için” ya da “Türk geni bizi korur” safsatalarıyla TV ekranlarında boy gösteren şarlatanlar nedeniyle bu ülke çok önemli birkaç haftayı kaybetti. Toplumun gözü önünde olanların sorumlu davranması ve bilimin sözünü söylemesi gerekir. Medyada bu mesnetsiz ve bilimden uzak, toplumu yanıltan açıklamaları yapan -sözde- doktorlara karşı önlem alınmalıdır. Kamuoyuna saygıyla duyururum.”

Paylaş
Kategori:
Etiketler:

Bir cevap yazın

altun-hali